Çinli şirketler, ABD’li şirketleri solladı

Murat çabas

Muhterem Prof Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli’ni Rusya’dan sonra uygulayan ikinci ülke olan Çin, 2008 yılından itibaren Modelin tüketimi teşvik projelerini hayata geçirmeye başlamıştı. İlk olarak 4 trilyon yuan bir kaynağı vatandaşlarına dağıtan Çin, tüketimin canlanmasıyla birlikte gördüğü ekonomik iyileşmeyle Modeli daha fazla incelemeye almış ve nihayetinde 5 Mart 2013 tarihinde Ulusal Halk Kongresi’nde Milli Ekonomi Modeli’ni “tüketim odaklı model” olarak ekonomi politikalarının merkezine almıştı.

O güne kadar ihracat odaklı bir ekonomik modeli hayata geçiren Çin, bu tarihten sonra iç talebe bağlı olarak sağlıklı bir şekilde büyümeye devam etti. Korona pandemisiyle mücadelesindeki başarının arkasında da işte bu sağlam ekonomik temel var.

Çin, artık ABD’ye ya da diğer Batılı ülkelere bağlı değildi, Batılıların fasoncusu olmaktan, onların boyalı kâğıtlarına muhtaç olmaktan artık kurtulmuştu.

Hazırlanan güncel raporlar, Çin’in bu anlayışla nerelere yükseldiğini gözler önüne seriyor. 1990 yılından beri her yıl dünyanın en büyük şirketlerinin listelendiği “Fortune Global 500″ün bu yılki tablosu açıklandı. Listede çok önemli bir değişim yaşandı.

Listede 124 Çin ve Hong Kong merkezli şirket yer aldı ve ilk kez ABD’li firmalar sayıca geride kaldı. ABD’den 121 şirket Fortune 500’e girebildi.

MEM’i uygulayan Çin ABD’yi bu konuda da solladı geçti.

Listenin başında ABD’li perakende devi Walmart var. Ama ikinci, üçüncü ve dördüncü sıradaki şirketlerin hepsi Çinli… Walmart’ın geliri 523 milyar 964 milyon dolar; ikinci sıradaki Çinli Sinopec (petrol ve kimya) 407 milyar dolar bir gelire sahip…

Yakın bir zamanda Çinli şirket, Walmart’ı geçip birinci sıraya oturursa hiç şaşırmayın.

Fortune Genel Yayın Yönetmeni Cliff Leal, listenin ilk açıklandığı yıl olan 1990’da Çin’den hiçbir şirketin yer almadığına dikkat çekti.

Leal, “Aradan geçen 30 yılda Çin, küresel ticaret patlamasıyla güçlendi ve küresel gayri safi yurt içi hasılanın yüzde 59’una ulaştı” yorumunu yaptı. Çinli şirketlerin asıl güç kazandığı dönemin MEM’i uyguladığı son 7 yıl olduğunu vurgulayalım.

Çin MEM’in tüketim odaklı projeleriyle gücüne güç katarken, pandemiye rağmen büyümeye devam ederken, kapitalist Batılı ülkeler dökülmeye devam ediyor.

İkinci çeyrek rakamlarına göre, İngiliz ekonomisi yüzde 20,4 daraldı; ilk çeyrekte de yüzde 2,2 daraldığı için, teknik olarak resesyona (durgunluk) girmiş oldu. UBS Global Wealth Management ekonomisti Dan Turner ise yaptığı yorumda, “İngiliz ekonomisinin salgın öncesi seviyeyi yakalaması, 2021’in sonundan önce mümkün görünmüyor” dedi. İngiliz ekonomisi, gelişmiş ülkeler (G-7) arasında en kötü ikinci çeyrek performansını gösterdi.

Diğer ülkelerdeki daralma ise şöyle: Fransa yüzde 13,8, İtalya yüzde 12,4, Almanya yüzde 10,1, Kanada yüzde 12, ABD yüzde 9,5 ve Japonya yüzde 7,6…

ABD ekonomisi batık vaziyette, bütçe açıkları tarihi rekor kırıyor.

Ülkede 2020 mali yılının 10’uncu ayı olan Temmuz itibarıyla toplam bütçe açığı 2,8 trilyon dolara ulaştı. Söz konusu açık, geçen yılın aynı döneminde 866,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmişti. Aradaki uçurumu görüyor musunuz?

Peki, güncel verilerle Türkiye’de durum nasıl?

Dünya Bankası, hazırlamış olduğu “Türkiye Ekonomik İzleme” raporunda, Covid-19 şokunun Türkiye’deki hanelerin refahını, bilhassa yoksul ve kırılgan grupları, “çok ciddi etkileyeceğine” vurgu yaptı. Raporda, “Salgının neden olduğu ekonomik şokun etkisiyle, 3,3 milyon kişi yoksulluğa sürüklenebilir. Hane gelirlerinde yaşanabilecek şoklar Türkiye’nin yoksulluk oranının yüzde 10,4’ten yüzde 14,4’e çıkmasına neden olabilir” denildi.

Raporda ayrıca şu vurgular yapıldı:

* Finans sermayesinin küresel düzeyde güvenli limanlara yönelmesi ve Merkez Bankası (TCMB) rezervlerindeki sert düşüş, Türkiye’nin üzerindeki dış finansman ve piyasa baskılarını artırdı.

* Bu yıl Türkiye ekonomisinin yüzde 3,8 oranında küçülmesi bekleniyor ve 2021’deki toparlanmanın nasıl olacağı belirsiz.

Kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s de dün yayınladığı notunda TL’deki uzun süreli zayıf seyrin muhtemelen sorunlu kredileri ve kredi kayıp karşılıklarını artıracağını belirterek, TL’nin dolar karşısına tarihi dip seviyeye gerilemesinin bankaların kredi notu için olumsuz olduğunu belirtti. Yatırımcıların Türkiye ile ilgili endişelerinin ve Türk bankalarının ödeme gücünün döviz finansmanına erişimi azaltmasını bekleyen Moody’s, bunun Haziran sonunda 54 milyar dolarlık kısa vadeli döviz toptan refinansman ihtiyacı nedeniyle Türk bankalarının kırılganlığı olduğunu açıkladı.

Açıkça gördüğünüz gibi, MEM’i uygulayan Çin, bütün sorunlarını rahatlıkla aşabilirken, kapitalist ülkelerin ekonomileri yerlerde sürünüyor. Çöken Kapitalizmin Titanik’inden inatla inmeyen Türkiye de borç batağı içinde debelenip duruyor.

Çin’i ve Çinli şirketleri zirveye taşıyan Model içimizde; içimizden birine, Prof. Dr. Baş’a ait ama hala görmemekte, hatta üstünü örtmekte ısrar ediyoruz.

Türkiye ve Türk milleti olarak bu körlüğün ve kör inadın acı faturalarını yıllardır ödüyoruz ama ya ödeyebilecek mecal kalmayınca ne olacak?

Osmanlıyı bitiren bu değil miydi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir