Hz. Fatıma’nın (s.a) kutlu doğumu -2-

Hz. Fatıma’nın (s.a) kutlu doğumu -2-

26.08.2020 00:00:00
Şeyh Saduk, “Emali” adlı eserinde kendi senediyle Mufazzal b. Ömer’den şöyle rivayet eder: “İmam Cafer Sadık’a Hz. Fatıma’nın doğumunun nasıl gerçekleştiğini sorduğumda şöyle buyurdu: “Hz. Hatice (s.a), Allah Resulü ile (s.a.a) evlendiği zaman Mekke kadınları İslam dinine karşı olan düşmanlıklarından dolayı ondan uzak durmuş, ilişkilerini kesmiş ve hatta ona selam bile vermiyorlardı. Bununla da yetinmiyor her hangi bir kadının onu görmesine de engel oluyorlardı. Hz. Hatice (s.a) bu durumdan endişe etmeye başladı. Allah Resulüne (s.a.a) bir zarar gelecek diye çok üzülüyordu. Hamile kaldığı zaman Hz. Fatıma (s.a) annesinin karnında konuşuyor ve onu teselli ediyordu. Hz. Hatice (s.a) bu mevzuu Resul-i Ekrem’den (s.a.a) gizliyordu.

Bir gün Allah Resulü (s.a.a) eve girince Hz. Hatice’nin (s.a) karnındaki çocukla konuşmasını işitti. Hz. Hatice’ye (s.a) “Kiminle konuşuyorsun?” diye sordu. Hz. Hatice (s.a); “Karnımda taşıdığım çocuk benimle konuşuyor ve yalnızlığımı gideriyor” diye cevap verdi.

Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurdu: “Şimdi Cebrail bana dünyaya gelecek bu çocuğun kız olduğunu haber verdi. Nesli kutlu ve temizdir. Allah, benim neslimi onunla devam ettirecektir. İmamlar (a.s) onun neslinden gelecektir. Allah, vahiy kesildikten sonra imamları Allah Resulünün (s.a.a) yeryüzündeki halifeleri kılacaktır.”

Hz. Hatice (s.a) hamilelik dönemini karnında taşıdığı çocukla konuşarak geçiriyordu. Hz. Fatıma’nın (s.a) dünyaya gözlerini açma vakti yaklaşmıştı. Kureyş ve Haşimoğuları kadınlarına haber göndererek doğumu için onlardan kendisine yardım etmelerini istedi. Çünkü kadınlar doğumlarda birbirlerinin yardımlarına ihtiyaç duyarlar.

Ancak Kureyş ve Haşimoğulları kadınları Hz. Hatice’ye (s.a) şöyle bir haber yolladılar: “Sen bizim sözümüzü dinlemedin, Ebu Talib’in fakir ve yetimi olan Muhammed (s.a.a) ile evlendin. Bu yüzden sana yardım etmeye gelmeyeceğiz.” Hakikaten Allah Resulü (s.a.a) risaletinin ilk günlerinde ne kadar baskılı bir ortamda ve düşman arasında yaşamıştır. Hatta böylesine yardıma ihtiyaç duyulan hayati durumlarda bile Peygamberin (s.a.a) eşinden uzak duruyor ve onunla konuşmuyorlardı.

Kadınların bu cevapları Hz. Hatice’yi (s.a) oldukça üzmüştü. Ama Allah onu yalnız bırakmadı. Hz. Hatice (s.a), birden uzun boylu, buğday tenli ve Haşimoğulları kadınlarına benzeyen dört kadının içeri girdiğini gördü. Onları görünce korktu. İçlerinden biri: “Ey Hatice, üzülme dedi. Biz Allah tarafından sana yardım etmek için gönderildik.” İlk önce; “Ben Sara (Hz. İbrahim’in eşi) diyerek kendini tanıttı. Ardından da yanındaki yüce kadınlara işaret ederek, şu, cennette seninle birlikte olacak Mezahim’in kızı Asiye. Şu, İmran’ın kızı Meryem ve öteki ise Hz. Musa’nın kız kardeşi Kulsum’dur. Allah, bizleri doğumunda sana yardım etmemiz için gönderdi” dedi.

Bu sırada o yüce kadınlardan biri Hz. Hatice’nin (s.a) sağ tarafında, diğeri sol tarafında, bir diğeri karşısında ve öteki ise arkasında oturdu.

Sonra tertemiz ve mübarek bir çocuk olan Fatıma (s.a) dünyaya gözlerini açtı. Fatıma (s.a) yeryüzüne düştüğünde etrafa gözleri kamaştıran bir nur saçıldı. O nur Mekke’nin bütün evlerine hatta doğuya ve batıya kısacası yeryüzünün her tarafına yayıldı.

Birden her birinin elinde cennet altınından leğenler ve Kevser suyundan ibrikler olan on cennet hurisi içeri girdi. Hz. Hatice’nin (s.a) karşısında oturan hanım, Fatıma’yı (s.a) aldı ve Kevser suyuyla yıkadı. Sonra sütten daha beyaz, misk ve amberden daha hoş kokulu iki beyaz bez parçası çıkardı. O parçaların biriyle Fatıma’yı (s.a) giydirdi, diğer parçayı da ona başörtüsü yaptı. Sonra Fatıma’yı (s.a) konuşturmaya başladı. Fatıma (s.a) Allah’ın birliğine ve Peygamberin (s.a.a) risaletine şahadet etti ve şöyle dedi; “Şahadet ediyorum kuşkusuz ki Allah’tan başka ilah yoktur ve babam Allah Resulü (s.a.a) nebilerin, eşim Ali (a.s) vasilerin ve iki oğlum Hasan ve Hüseyin ise torunların efendisidirler.”

Daha sonra o dört kadının her birine selam verdi ve onları isimleriyle çağırdı. O yüce dört kadın da Fatıma’yı (s.a) şefkatli bakışlarıyla sevdiler. Huriler ve gök ehli Fatıma’nın dünyaya gelişini birbirlerine tebrik ediyorlardı. Gökyüzünde benzeri görülmeyen bir nur belirdi. Öyle ki melekler bundan önce böyle bir nur görmemişlerdi.

O yüce kadınlar Hz. Hatice’ye (s.a) şöyle dediler: “Mübarek, temiz, uğurlu ve bereketli soyu olacak evladını kucağına al!” Hz. Hatice sevinçle yavrusunu kucağına aldı ve emzirmeye başladı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir